Fevkalade Bir Yarı-Final !

 

Gazetemizin yazarlarından Bekir Emre, tenis dünyasında yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.

1985’ten bu yanaRolandGarros’un en yaşlı yarı-finalisti olan 3. sıradaki İsviçreli Wawrinka ile Dünya 1 Numarası İngiliz Murray sahaya ilk çıkanlardı.

Açıkcası İsviçreli bana göre hem kendisiyle barışık bir yapısı olması hem de büyük turnuvalarda her tur oyununun üstüne koyabilmesiyle favori idi. Üstelik sürekliliği olan, oturmuş bir oyunu vardı.
İngiliz ise kort içerisinde Dr.Jekyll, kort dışında ise Mr. Hyde. Bu inanılmaz yeteneklive kort içinde her türlü vuruşu yapabilen üstelik çok çalışkan genç adam nedense genel görünüşü itibarıyla pejmürde bir görünüm yansıtıyor. Sürekli takılacak bir şey buluyor. Hani McEnroe’nun dediği gibi “hüsran ve öfke bazıları için fevkalade bir tetikleyici oluyor”. Sanki onun iyi oynaması için bir şeye kızması gerekiyor. Aynı Nishikorimaçında hakemin son derece yersizce verdiği uyarı gibi.

Teniste başlıca söylemlerden biri “hiç bilmiyorsan puanı uzat, zira bir sonraki vuruşta ne olacağını bilemezsin”dir ! Bu maçta bu gerçekle yüzyüze geldik. Murray her topa koştu, çoğuna yetişti. Bazılarını doğrudan puan yaptı, ama en kritik anlarda ancak yetişip çıkardığı topları da İsviçreli çok kötü vuruşlarla ya taktı, ya dışarı attı ya da tekrardan rakibinin eline verdi. Bilhassa üçüncü setin ortasından itibaren mücadele aynen böyle geçti. Keza Wawrinka ne zaman voleye gelse İngiliz onu loplar dahil her şekilde geçti. Eline verdiklerini de İsviçreli yine ya taktı ya dışarı attı. Üstelik tüm bu basit hataları en kritik olan üçüncü sette yapıyordu. Zaten İngiliz seti alarak 2-1 öne geçti.

Ne olduğunu kimse anlamadı. Zira Wawrinka kötü oynuyordu.Bir maçta tüm smaçlar rakibinin erişeceği yere vurulmaz ki! Rakibin 30 basit hata yaparken sen 70 tane yapamazsın. Böyle sürmeyeceğini düşünüyordum.Aynen öyle oldu. İngiliz normal oyununu sürdürdüyse de Wawrinka başa dönerek iyi oynamaya başladı. Anlaşılan maç beş sete uzuyordu.
Karar setine İsviçreli atak başladı. Koridor boyu attığı backhand’ler yine tutmaya başlamıştı. Özgüveni de yerine geldi. Smaçları rakibine teslim etmiyor onlarla puan alıyordu. 12 dakikada durumu önce 3-0 sonra 4-0 yaptı.Sonra Murray’in servisini bir kez daha kırdı. Oldu 5-0. Herkes 6 kez setlerde 2-0 yenikken, maç kazanmış Murray’den bir geri-dönüş daha bekliyordu. Ama İsviçrelinin buna izin vermeye hiç niyeti yoktu anlaşılan.  Birbirlerinin servisini aldıktan sonra oyun 4 saat 34dakikada  Wawrinka’nın zaferiyle bitti (67, 63, 57, 76, 61). Açıkcası sonunda daha iyi olan, özgüveni daha yüksek olan kazandı.

Djokovic Pazartesi gününden itibaren 2. sıradaki yerini yitirecek. Onun yerine burada alacakları sonuca(birbirlerine kuracakları üstünlüğe) göre ya Wawrinka ya da Nadal yerleşecek. Belki de Djokovic 4. sıraya düşecek.