Gençliğin devrimi!

 

Yazarımız Bekir Emre, Simona Halep ve Jelena Ostapenko arasında oynanan ve Ostapenko'nun şampiyonluğa ulaştığı Roland Garros final mücadelesini değerlendirdi.

Kadınlar finali için Rumen Simona Halep ile Letonyalı Jelena Ostapenko korta çıktı. İki tane zıt kutup. Biri savunmadan puan çıkartabilen biri. Her topa yetişebiliyor. Üstelik eriştiği topu da paralelden puan alıcı bir vuruşa dönüştürebiliyor.Fiziki üstünlüğü şüphesiz. Bundan birkaç hafta önce  Roma’da sakatlanıyor. Konulan tanı ayak bileğinde bağ yırtığı. Haftalar sürecek bir iyileşme ve kuvvetlendirme süresi düşünülürken bu kadın sanki hiçbir şeyi yokmuş gibi antrenman ve maç yapmaya devam ediyor. Kendi ifadesiyle sakatlığını düşünmeden normal yaşantısını sürdürmesi iyileşme periyodunun kısalmasına neden olmuş. İşitin de inanmayın!

Halep kazanırsa bu onun ilk grand-slam şampiyonluğu olacak. Aynı zamanda ilk kez WTA sıralamasının zirvesine oturacak. Kaybederse ise 2. olacak. Bundan önce sadece bir Rumen kadın tenisciRolandGarros’u kazanmış. 1978’de Virginia Ruzici. O da şimdi Halep’in meneceri.

Ostapenko ise kortun her yanından fevkalade güçlü vuruşlar yapabilen biri. Sanki topa hıncı varmışçasına balyoz gibi vuruyor. Antrenörü olan eski tenisciMedina-Garrigues’in anlattığına göre yaşantısındaki her şey süratli. Yemek yemesi-içmesi, konuşması, yürüyüş ve tabii ki tenisi. 1983’ten bu yana RolandGarros’ta seri-başı olmayan ilk finalist.Bu sadece 8. Grand-slam turnuvası. Topu topu 17 kez grand-slam maçı oynamış. Bunların 5’i bu yıl burada! Pazartesi sıralamalar açıklandığında kazandığı takdirde 12., ikinci olursa 18. olacak. Buraya geldiğinde 47. idi.

Maç beklendiği gibi başladı. Biri vuruyor. Fevkalade puanlar alıyor. Ardından feci basit hatalarla aldıklarını iade ediyordu. Diğeri ise koşuyor yetişiyor, geri çeviriyor ve bekliyordu ki rakibi hata yapsın. Aynen böyle ilk set bitti. Halep kazandı.

Bu kızın bacakları tenisi kadar süratlendiği ve kafaca da biraz daha geliştiği takdirde önünde kimse duramaz. Sahanın öyle yerlerinden  puan alıcı vuruşlar yapabiliyor ki tenise uzak olmayan bir insan olarak “yok artık” diyordum. Ardından öyle kolay bir topu dışarı atıyor ki “olmaz bu kadarı” diyordum!Simona Halep gibi bir atlete drop-shot (kısa-top) atmak için tenisi hiç bilmemek gerekir. Bu oyun böyle çocukça hataları kaldırmaz.Yaptığı bazı hatalarda topu dışarı atmak daha zor.

Halep fevkalade bir atlet ve tenis ile ilgili artıları çok. Büyük bir olasılıkla da şampiyon da olacak , 1 numara da. Ancak unutmaması gerek ki bu ikinci servisi ile zirvede tutunması pek kolay olmayacaktır.Üstelik teniste artık savunarak kazanmak çok zor. Güç-tenisi çok ağır basıyor. Serena, Sharapova, Azarenka, Kerber, Muguruza’dan hiç biri karşısına gelmedi. Onlar bu denli acemi olmayacaklardır. 

İkinci sette Halep 3-0 öne geçti. Sonra herhalde geçmişini anımsayıp saçmalamaya başladı. Onu gören Letonyalı baktı ki rakibinin desteği (!) var bari ben de biraz daha akıllı oynayayım dedi. Oldu durum 3-3.Ostapenko’yu izlemek gerçekten zevkli. Öyle vuruşlar yapıyor ki samimiyetle söyleyeyim ki şimdiye kadar hiçbir kadın tenisçide görmedim. Halep bile bir puandan sonra durup onu alkışladı. Ve Ostapenko hala uykudaki Halep’i kırdı. Sonra da baktı böylesi daha iyi, seti de aldı (6-4).

Son set Halep’in servisiyle başladı.Ostapenko harikulade iki puandan sonra üç hata ile alacağı oyunu rakibine armağan etti.Karar puanlarında öncelik topu sahada tutmaktır. Bu kız tenisin olmazsa olmazlarına da kulak asmıyor. Adeta ne aman ne yapacağı belli değil. Tutarsa alıyor, yoksa hata olup rakibine artı yazıyor.

3-3 oldu ve servis Halep’te. Ostapenko’nun vurduğu top direkt avuta giderken fileye çarptı ve içeri drop-shot olarak düştü. 4-3 oldu. Belki de bu tesadüf maçın kaderiydi…Letonyalı ilk kez öne geçti. Sonra kendi servisiyle 5-3 yaptı. Ve Halep’i bir kere daha kırarak şampiyon oldu (46, 64, 63). 

Bu sonuç herhalde sadece kadın tenisinde değil tüm tenis dünyasında bir devrim yaratacak ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

RolandGarros Erkekler Finali'nden önce…

Yarın (Pazar) oynanacak final maçı öncesi Sizlere bazı ilginçlikler yansıtayım dedim.

Wawrinka ile Nadal arasındaki maçlarda İspanyol çok ağır basıyor. 15-3. Ancak 2014 sonrasına bakarsak rakamlar 3-3’ü gösteriyor. Sadece toprakta oynadıkları karşılaşmalarda ise Nadal yine çok üstün (6-1). 

Wawrinka kazanırsa tarihin yazdığı en yaşlı 3. şampiyon olacak (ondan önce 1968’de Rosewall ve 78’de Gimeno).

Yine Wawrinka  buradaJünyor Şampiyonu olmuş(2003) beşinci raket (Lendl, Vilander, Gimeno, Emerson).

NadalRolandGarros’ta ki rekorları sayılarak bitmez. Başlıcalarını sayayım. Burayı 9 kez kazanmış. Bu yıl da şampiyon olursa 10’uncusu olacak. Yaptığı maçlarda 78 kez kazanmış ve sadece 2 kez yenilmiş. Müthiş değil mi? Boşuna “Toprağın Kralı” denmiyor.

Nadal’ı dört (4) yaşından beri amcası Tony çalıştırıyor. 2017’de efsanelerden Carlos Moya’yı ekibine dahil ediyor. 

İsviçre’lininantrenörü ise İsveçli gerçek bir beyefendi: Magnus Norman. 2000 Yılında RolandGarros’ta final oynamış. 2013’ten bu yana beraberler.