Burası Türkiye!

 

Yazarımız Cem Dizdar, Arda Turan'ın uçakta gazeteci Bilal Meşe'ye saldırması olayını ve ardından Milli Takım'da ortaya çıkan krizi değerlendirdi.

Duyarsınız, birileri sıklıkla “Futbol basit bir oyundur” deyip durur. Burada ‘basit’, ‘kolay’ anlamında kullanılır. Oysa, iş gibi, sanat gibi alanlarda ‘basit’ olan ‘zor’a tekabül eder. Ancak ‘basit’, bizim ülkede futbolu yönetmek adına makamları işgal edenlerin becerisi için kullanılıyorsa ona “Hayır” denemez. Başta Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim olmak üzere Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri, 2016 Avrupa Şampiyonası’ndan bu yana süre gelen krizi yönetememiş ve gazeteciye saldıran futbolcuyla birlikte uçağı yere çakmışlardır!. Ülke futbolunun /futbolcusunun emanet edildiği Fatih Terim’in uçak içindeki nümayişe, “Sesleri duydum ama... Görmedim...” türü açıklamalar getirmesi en hafif ifade ile çocukçadır.

Devlet sırrı değil

Federasyon yetkililerinin ve Terim’in, takım otelinde ve bazı futbolcuların önünde Arda Turan’a basın toplantısı yaptırmaları ise tuhaf ötesi bir durumdur ve iş bilmezliğin açık kanıtıdır. Kendi yapmaları gereken toplantıyı gazeteciye saldıran futbolcuya yaptırmış olmalarına ‘iş yönetimi’ açısından söylenecek söz bulamıyorum... Federasyon yetkilileri ve Terim’e defalarca yapılan çağrıyı yineliyorum; “Avrupa Şampiyonası’nda yaşananlar devlet sırrı niteliği taşımıyor. Neler yaşandığını artık açıklayın ki, sular bir nebze durulsun.”

Ne yazık ki Arda...

Arda Turan’a gelince... Bütün modern toplumlarda, ‘Sivil Havacılık Kuralları’ gereği neden olduğu olay nedeniyle uçaktan elleri plastik kelepçeyle bağlı olarak indirilebilirdi!. Bunlar yetmezmiş gibi bir de kokpite girdiği yolunda haberler okuyoruz!.. O nedenle sıklıkla altına sığındığı o bayrağın semalarında dalgalandığı bu ülkeye dua etsin! Ne yazık ki ülkemiz her tür aymazlığı rahatça sineye çekiyor! Kasıla kasıla dile getirdiği “Pişman değilim. Diğerleriyle de karşılaşırsam yine yaparım” türü ifadeleri futbol oynadığı ülke de dahil o toplumlarda bu rahatlıkta savunsa karşılaşacağı tepkileri tahmin eder sanırım.

Menacerleri o özürü diletir

Reklamlarına çıktığı markalar, “Bizi bu tür davranan bir sporcu temsil edemez” desin bakalım pişman oluyor mu, olmuyor mu? Bu endüstriden milyonlarca Euro kazanan menajerleri o özürü diletiyor mu, diletmiyor mu? O zaman görürüz! Ama Aykut Kocaman’ın Alex de Souza’ya dediği gibi “Burası Türkiye, burada işler böyle yürüyor!” Yılda milyonlarca Euro kazanıp, yüz milyonlarca Euro’nun döndüğü bir sektörde iş yaparken “Biz mahallede yetiştik” demagojisini de ancak ‘bizim mahalleli’ yutar...

Efendi Beşiktaş!

Bu konuda bir örnek vermek gerekirse, bakın, Rıdvan Dilmen’den neler öğrendik... THY EuroLeague için “Hırsızlık organizasyonu” türünden ipe sapa gelmez ifadeler kullanan Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı’ya bir ‘özür mektubu’ göndermiş. Ama o dilinden düşürmediği “Beşiktaş duruşu”na, “Efendi Beşiktaş”a yaraşır şekilde adı geçen mektubu kulübün resmi internet sitesine koymayı başaramamış! Neden? Çünkü, burası Türkiye!..