Küçük görerek büyüklük olmaz

 

Yazarımız Cem Dizdar, Fikret Orman ve Aziz Yıldırım'ın Euroleague açıklamalarını değerlendirdi.

Çoğumuzun bebeklikte ‘büyüklük tozu’ karıştırılmış reçellere bandırılan emziklerle uyutulduğu açık! O reçeldeki şeker bedeni ele geçirmiş bir kere... Hele ki futbol söz konusu olunca yönetici ya da taraftar, fark etmiyor, zehir hemen dışa vuruyor kendini!.. Bu nedenle şampiyon olduğu gün rakip takımın bayrağını yakan taraftarla, Turkish Airlines EuroLeague’i ‘hırsızlık’ organizasyonu olarak tanımlayan kulüp başkanı aynı yerde buluşuyor. Amaçları, “O kadar büyüğüm ki!” demek.. Tamam da bunun için rakibi küçültmeye, hor görmeye gerek var mı? Şampiyon olmuşsun, gülüp eğlensene!..

Orman ne demek istedi?

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, ülkenin en hatırı sayılır markalarının sponsor olduğu organizasyona ‘hırsız’ derken başta o lige adını veren Türk Hava Yolları yetkilileri ne düşündüler acaba? Ya da bir günde adını ‘Arena’dan ‘Park’a çevirmeye karar verdiği stadyumun işletmesini de yapan Doğuş Grubu temsilcileri? Veya, Beşiktaş sponsoru ve oynatılan kuponlardan pay veren ‘nesine.com’u yönetenler? Ve de Zubizu, Tadım, Acıbadem, SEK, Seat vd. markaların sahiplikleri?.. Ya da Obradoviç’e, Bogdanoviç’e, Ekpe Udoh’a, takımı üç kupa kazanırken alkışladığı Ergin Ataman’a, Sinan Güler’e, David Platt’a, Doğuş Balbay’a, Jedi Osman’a ne demek istedi?..

Sadece ‘para’ görülüyor

Her oyun bizim için adı üzerinde ‘oyun’dur. Oyun insani etkinlik, bedensel faaliyet, bir arada olma gerekçesi, coşku, umut, mutluluk ya da hüzündür. ‘Oyun’dan bunu anlıyoruz. Belli ki, Fikret Orman futbol da dahil tüm oyunlara bakınca sadece ‘para’ görüyor. Eğer böyleyse elzem bir hatırlatmada bulunayım. Bir organizasyonu, bir markayı yükseltmek minimum da olsa işletme bilgisi gerektirir!. Kendini büyük göstermek için, dahil olduğun para üretim alanı ile ilgili böylesi küçültücü ifadeler kullanırsan sen de büyüyemezsin! En fazla devlet olanaklarını kullanarak borçlanırsın ve senden öncekiler gibi borcu bırakır, gidersin...

ULEB’i anlatmak gerek

Kapıyı ‘hırsızlık’tan açan Sayın Orman’a birilerinin ULEB’i anlatması gerekirdi. Unutmuş olabilir, 3 Mart 2015 tarihinde Finlandiyalı coach Henrik Dettman’ın imza töreninde hem de arkasında Turkish Airlines logosu görünürken şunları söylüyordu: “Beşiktaş basketbol takımın da, ben, EuroLeague şampiyonluğunu alabilecek bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum!..” Tabii daha kıymetli bulduğu (!) FIFA ve UEFA’nın geçirdiği soruşturmaları, oralardaki yönetim değişikliklerinin gerekçelerini de anımsamalı!.. Fikret Orman böyle de Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım farklı mı? Ülkeyi televizyonun karşısına mıhlayan muazzam takımını övdüğünü sanıp, kendince ‘başarı’, ‘büyüklük’ çıtaları koyuyor hepimiz için. Diyor ki; “Bu kupa, spor dünyasının bu organizasyona verdiği değer göz önünde bulundurulduğunda, Türk spor tarihinde kulüpler bazında elde edilen en büyük başarıdır.”

‘Güçlü yönetici’ sananlar...

Yani Galatasaray’ın UEFA Kupası ve statü olarak olarak Avrupa’nın en büyük kupası kabul edilen ‘Süper Kupa’nın bir önemi yok artık... Beşiktaş’ın becerdiklerinin, sınırlı olanaklarla defalarca şampiyon olan Trabzonspor’un ya da Bursaspor’un... Artık en büyük biziz!.. Böylece bizler de hiçbir şey düşünemeyen, neden sonuç ilişkisi kuramayan, ‘bağlam’dan haberi olmayan, kitap defter karıştırmamış insanlar oluyoruz onun gözünde. Bundan böyle aklımız ve ruhumuzla değil, kendini muktedir sanan, kârın hepsini almaya ama zararı herkese bölüştürmeye yemin etmiş, kendilerini ‘güçlü yönetici’ sanan bu insanların istediği gibi düşünüp, yaşayacağız!.. Öyle mi?.. Birbirini aşağılayıp, küçük görerek, başkasının gayretini, emeğini, çabasını hor gören kimse büyük olamaz. Büyüklük böyle bir şey ise ondan uzak durup, büyüklenene karşı çıkmak insan olmanın görevidir..