Tartışmaları halledecek gibi durmuyor

 

Gazetemizin yazarlarından Cem Dizdar, video hakem uygulamasını değerlendirdi.

‘Futbolda haksızlıkları giderip, tartışmaları bitirecek’ iddiasındaki Video Yardımcı Hakem (VAR) münferit uygulamaların ardından nihayet Rusya’daki Konfederasyon Kupası’nda huzura çıktı! Çıktı çıkmasına da görünen o ki, pek de öyle tartışmaları halledecek gibi durmuyor. Tersine, yepyeni sorunları da beraberinde getirdi. Portekiz - Meksika maçından sonra Ricardo Quaresma, “Konuşursam ceza alırım” diyerek söylemek istediklerine dair ipucunu verdi. Çünkü örneğin, Pepe’nin golü üç pozisyon öncesindeki ofsayta dayanarak iptal edilmişti! Kamerun - Şili maçında ise Arturo Vidal daha da ileri gidip, “Ben de izleyeceğim o pozisyonu” diyerek video hakem odasına dalmaya kalkıştı!..

Peki gol olacak pozisyon kesilirse?

Daha yakıcı sorunlar ise sahadaydı. Görüldü ki, uygulamayla ‘korunacakları’ vaaz edilen hakemler pek de öyle etliye sütlüye karışma niyetinde değildi. Özellikle yardımcılar haklı olarak, “Madem parayı teknolojiye yatırdınız özellikle ofsaytlarda kararı videocular versin” havasındaydı. Bu minvalde futbolu yöneten ‘bilmişler’e ve destekçilerine şunu sormak farz oldu!.. Diyelim, yardımcı ofsayta hükmetti, orta hakem de uydu ve gol olabilecek pozisyon kesildi. ‘VAR’dan değil ama biz televizyondan pozisyonun ‘temiz’ olduğunu açıkça gördük! Ne olacak o çok titizlendiklerini iddia ettikleri ‘oyunun adaleti’?..

Yıldız merkezli oyun ne hale gelir

Ya da bir başka soru... Velev ki, üç pozisyon önce bir faul var ve hakem süzemedi top da gitti gol oldu!.. Nerede kaldı senin ‘oyuna adalet getirme’ iddian?.. Veyahut bir sonraki maçta oyuncunun oynayıp oynayamayacağını belirleyecek olan ve VAR’ın karışamadığı ‘sarı’ ya da ‘kırmızı kart’ kararları!.. Bir, iki hatta yarım santimlik ofsayt kararlarıyla oyuna hakkaniyet getireceklerini iddia edenlere bir uyarı; özellikle önde oynayan sprinter oyuncular ‘MOBESE’ye yakalanmamak için bek ve stoperlerin bir kaç metre gerisine çekilirlerse sizin o ‘yıldız merkezli’ oyununuz ne hale gelir, düşündünüz mü acaba? Öyle ya, sonsuz sayıda sprint atılamaz. Usain Bolt olsanız bile onun da bir sınırı, sayısı var!..

Televizyonda gördüğümüz gibi değil!

Biliyor musunuz, bilmem. VAR bizlerin televizyondan gördüğümüz görüntüler üzerinden çalışmıyor. Onun ayrı kameraları ve sabit bir düzeni var. Bu da başlı başına maliyet! Bu maliyet de öyle ya da böyle izleyenden çıkacak. Bu sistem, üçü ekran başında yedi hakeme ihtiyaç duyuyor. Sezon düşünüldüğünde uçaklar, oteller, yeme içme, temiz çarşaf, banyo terliği, şu bu derken bu da ciddi bir harcamaya tekabül edecek. Sanmayın ki, biri sizler için bu maliyeti karşılayacak. Bu paralar öyle ya da böyle sizin cebinize yansır. Benden söylemesi!...

Sınırlı becerideki hakemlere güvenelim mi?

Beri yandan bu sistem, ‘yıldız futbolcu’dan daha da ‘yıldız hakem’ler yetiştirmeyi öngörüyor. Hakemleri koruma bahanesiyle ‘hiç’leştirip, itibarsızlaştıran bu düzenleme sahadaki yetişmişe güvenmiyor ve işe teknolojiyi bulaştırıyor. Öte yandan bizden de ekran başındaki ‘sınırlı beceri’deki hakeme güvenmemizi bekliyor! Neden güveneyim ve nereye kadar güveneyim?.. Zaten sahadakinden daha iyi olsa, o hakem sahada olmaz mı?.. ‘Altı hakem’li düzenlemedeki tartışmaları hatırlayanınız var mı? Ne kıyametler kopuyordu değil mi? Ne oldu uygulamanın akıbeti? Bu tartışma elbette çok su kaldırır. Peki, oyunu sadece ‘gol’ ve bazı ‘an’lara indirgeyen bu işe neden kalkışıyorlar, hiç düşündünüz mü? Yanıtı düşünürken size bir de ‘ipucu soru’; “Neden maçların sürelerini 60 dakikaya indirmeyi tartışıyorlar bu aralar?” Ufuk açıcı yanıtlarınızı bekliyorum...