Ankaralı hakemler kazan kaldırdı

 

Gazetemizin yazarlarından Deniz Çoban hakem dünyasını değerlendirdi.

Geçtiğimiz sezon, en çok hakem hatası yapılan sezon olarak tarihe geçti! Hatalı hakem kararları zirve yaptı. Önlem alınmazsa, önümüzdeki sezon da tehlikede! Türkiye’de hakem probleminden önce, ciddi bir hakem yöneticisi problemi var. Mevcut Namoğlu kurulunun çağdışı yönetim anlayışı, tüm klasmanlardaki hakemleri büyük oranda rahatsız ediyor. Bu rahatsızlık Ankara’yı hareketlendirdi. Amatör liglerin kahrını çeken, hakemliğin geleceği, Ankara’nın amatör hakemleri; son bir yıldır süre gelen, haksızlık, adaletsizlik ve adam kayırmaya daha fazla dayanamayıp isyan bayrağını çektiler. Sayısı yüze yaklaşan il hakemi, Ankara İl Hakem Kuruluna mazeret sunup, tepki olarak amatör maçlarda görev almayacaklarını bildirdiler.

Zorlamayla yönetiyorlar

Görev kabul etmeyen hakemlerden dolayı zorda kalan kurul, çareyi U 11 maçlarına profesyonel 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig’de görev yapan hakemleri görevlendirmekte buldu. Yani daha dün Eskişehirspor’un, Göztepe’nin maçlarında görev yapan hakemler, bu günlerde zorlamayla 9-10 yaşındaki çocuklarımızın maçında düdük çalmaya başladılar. Yıllarca hakemliğin en büyük problemi birlik olamamaktı. Yıllar sonra Ankara hakemliği “büyük bir meşale” yaktı. Hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve adam kayırmaya karşı birlik oldu. Türk hakemliğini yöneten Merkez Hakem Kurulu’nun başkan vekili Metin Tokat’ın sorumlu olduğu Başkent’ten seslerini yükselttiler ve Tokat’a karşı ayaklandılar.

Çulcu hafızalarda

Geçmişe şöyle bakıyorum da, ne MHK başkanları gördük. Bir Mustafa Çulcu hatırlıyorum. Ligin alev hattına döndüğü 2005-2006 sezonu devre arasında ateşten gömleği giymişti. En başarılı başkanlardan biri oldu. Kurulunda ortak akıl hâkimdi ve çağdaş zihniyeti getirdi. UEFA hakem konvansiyonunun temelini atan kurulun başkanı olarak tarihe geçti. Bugün Cüneyt Çakır dünya statlarında cirit atıyorsa, bu konvansiyonun eseridir. Ufuk Özerten camia dışından geldi, fazlasıyla kabul gördü. ™effaflık onun döneminde ilk kriter oldu. Her pazartesi hakem notlarını açıklar, basını bilgilendirirdi. Oğuz Sarvan başkan oldu, hakemliğin sistematiğini düzene koydu. Zekeriya Alp de camia dışından gelmişti. Görev süresince yaptıkları bir yana, hakemlerin ona olan sevgisi bam başkaydı.

Kuşatma mı lazım!

O günlerden, bu günlere geldik. Şimdilerde adamcılık ve egolarla yönetilen bir hakem camiamız var. Her geçen gün geriye gidiyoruz. Taş taş üstüne koyan olmadığı gibi, konulan taşlar da dağıtılıyor. Namoğlu döneminde yapılmış, akıllarda kalan bir icraat hatırlıyor musunuz? Önceleri 5-6 haftada bir tartışmaya değer hakem hatası olurdu. Şimdi hemen hemen her maçta, ayyuka çıkan hakem hatalarına alışır olduk. Bırakın Türk hakemliğini yönetmeyi, Başkent’te amatör hakemleri bile yönetemeyen bir zihniyete, Türk hakemliğini emanet ettik. Hakemliği bu noktaya getirenler hâlâ istifayı düşünmezler mi, merak ediyorum. Ankara hakemlerinin yaktığı meşalenin, tüm Türkiye’yi kuşatması mı lazım?