Şiddeti unut, dersini al, sonu final!

 

Yazarımız İlker Dilek'in köşe yazısı...

Geçtiğimiz hafta dünyanın yakından takip ettiği FA Cup ve UEFA Şampiyonlar Lig Final müsabakalarını yerinde izleme fırsatı bulup, organizasyonların öncesi ve sonrasındaki faaliyetleri, taraftar guruplarının eğlencelerini ve ülkenin sahip olduğu spor kültürünü bire bir yaşayarak bizdeki sistemle karşılaştırma imkanım oldu. İngiltere FA Cup, dönemin Aston Villa yönetiminin önerisiyle düzenlenmeye başlanan tüm dünyanın yakından takip ettiği bir organizasyondur. 27 Mayıs Cumartesi günü Wembley Stadyumu’nda Chelsea-Arsenal arasında oynanan müsabakada Arsenal 2-1’lik galibiyetle taraftarını sevindirmiş ve bu önemli kupanın sahibi olmuştu.

Örnek alınacak koordinasyon

Müsabakadan önce her iki takım taraftarlarının eğlenmeleri için oluşturulan alanlarda gayet medeni ve birbirlerine saygı duyarak takımlarını destekledikleri ve maç sonunda da kaybedenin kazananı tüm samimiyetiyle tebrik edip alkışladığına şahitlik ettim. Wembley Stadyumu’nu dolduran 89.472 kişiye muhteşem bir açılış ve kapanış seremonisi izlettiren organizasyon komitesinin başarısı maç öncesi ve sonrasında stat giriş çıkışlarındaki koordinasyon gerçekten örnek alınacak nitelikteydi.

İstediğimiz kadar kanun yapalım

Tabi bizdeki durum biraz daha farklı... Geçtiğimiz hafta oynanan iki final müsabakasının maç öncesi, maç esnası ve maç sonrasına baktığımızda üzülerek gördük ki yaşanan olaylar sahada oynanan futbolun önüne geçti. Ziraat Türkiye Kupası finalinde karşılaşan Konyaspor-Başakşehir müsabakası ve Eskişehir-Göztepe arasında oynanan TFF 1. Lig Play Off final karşılaşmasında çıkan olaylar yine gündemimizi meşgul etmeye devam ederken iki müsabaka için de yetkili merciler tarafından soruşturma açıldı. Artık yeter dediğimi ve önceki yazımda da bahsettiğim gibi sporda şiddetin engellenmesine ilişkin kanunlarımız olmasına rağmen bir türlü frenlenemeyen şiddet olayları ve sümen altı edilip göstermelik olarak verilen cezalarla bu konunun çözülemeyeceğini tekrar canlı olarak yaşadık. İstediğimiz kadar kanun yapalım, cezai yaptırımlar kişilere ve kulüplerin gücüne göre değiştiği sürece yaşanan olayları engelleme ve bitirme şansımızın bu insan kalitesiyle mümkün olmadığını belirtmek isterim.

Cardiff ve final

Londra’da yaşadığımız FA Cup final tecrübesinden sonra dünyanın en önemli futbol müsabakalarından birini izlemek için karayoluyla Galler’in başkenti Cardiff’e geçtim. Maçtan önce şehirde gördüğüm tablo ilginçti çoğu taraftar futbol heyecanını unutmuş gibiydi. Final müsabakasını fırsat bilip evlerini fahiş fiyatlara kiraya veren yerel halkın yerini takımlarını desteklemeye gelen İtalyan ve İspanyol taraftarlar almıştı. Şehir merkezinde de sponsor firmaların düzenlediği aktivitelerle taraftarlara eğlenceli dakikalar yaşatmak için çaba sarf edenleri de gözlemleme fırsatım oldu. Her şey duygusal ! Fırsat varken küpü dolduralım diyen sadece işin ekonomik boyutunu düşünenler dikkatimden kaçmadı. Maça döndüğümüzde tabiki böylesine özel ve çekişmeli müsabakada 5 gol görmek benim için ayrı bir keyifti.

Kalite çok altta kaldı

Daha önce de üst düzey spor organizasyonlarında bulunan birisi olarak kalite ve hazırlıkların diğerlerinin çok altında kaldığını unutmadan belirtmek isterim. Belkide bunda Cardiff şehrinin seçilmesi, ulaşım zorlukları ve finale halkın yeteri kadar ilgi göstermemesinin etkisi olabilir. Ayrıca maç sonunda basın açıklamalarının yapıldığı alanında organizasyonun büyüklüğüne yakışmayacak şekilde düzenlenmesi eleştirilere neden oldu.

Türkiye’ye final yakışır

Londra ve Cardiff’deki müsabakalardan sonra dönüş yolunda geçmişte olduğu gibi büyük finallerin Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da yapılmasının çok daha iyi olacağını düşündüm. Ulaşım kolaylığı, konumları, son teknolojileri barındıran yeni stadları ve tarihin yansıyan canlı tanığı eserleri ile İstanbul’un, bu şampiyonalar ve finallerin merkezi olması için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum. Gelelim sonuca yurtdışında izlediğim her iki final maçına da ilgi olsun olmasın, organizasyonda noksanlıklar olsun olmasın hiç problem değil asıl beklenen ve bizim arzu ettiğimiz şey yok; ŞİDDET YOK! Sükunet var noksan giderilir ancak maçlardaki holiganlık yaşatılan vahşet tüm dünyanın bakış açısını değiştirir. Bizim taraftarlar stadlara patlayıcıları ekmek arasında taşımaya devam ettikçe bu organizasyonların Türkiye’de yapılması çok zor gözüküyor. Ekonomik kazanım aslanın ağzında değil kuyruğunda zor bulunur bu süreçte sarsılan imajımızda cabası...

Sözüm meclisten içeri!

O yüzden iki ayrı takımı bulundukları şehirleri, taraftar profillerini yakından izlediğimizde aralarında iyi-kötü, beklenen-hayal kırıklığı ayrımlarını rahatlıkla yapabiliriz. Ayrım yapamadığımız şey taraftarların adam gibi gelip, insanca şiddetten uzak maçları izlemeleri tabi ki bu eleştirim herkese değil hak edenlere sözüm Meclis’ten içeri..! İnşallah bu konuda gereken bilinç oluşur bugünden itibaren gelecek nesillere birbirine saygı duyan ve spor kültürünün yerleştiği örnek bir ülke bırakırız.