Tüyler ürpertici

 

Mehmet Demirkol, Terim ve Arda'nın açıklamaları sonrası Milli Takım'daki krizin geldiği noktayı yorumladı.

Fatih Terim’in hiçbir gri alan kalmasın sözünün ardından yaptığı basın toplantısında söylediklerini nasıl değerlendirirsiniz?

Hoca konuştukça gri alanlar artıyor. Konuştukça gri bulutlar hemen herkesin üzerine çöküyor. Hatta grilikten göz gözü görmez hale geliyor. Arda’nın kullanılmasından, onu kullanan gizli güçlere varan korkunç bir olay anlatıyor İmparator. İdare edemediğini neredeyse itiraf ediyor. Oyuncuların dışarıdan idare edildiğini söylüyor. Tedirginlikler artıyor. Hoca gece 1’deki dönüş uçağını sabah 4’e aldırarak, bu basın toplantısını nasıl olacağına dair ip ucunu vermişti. Bu süre zarfında Arda’nın ismini anmadan anlattığı büyük plan tüyler ürpertici. Ben Arda’nın böyle bir piyonun planı olacağına inanmıyorum. Böyle bir iddiada bulunmak için çok ama çok net olmak gerekir. Olmayınca da 5 dakikada anlatabilecek şeyler, saatler süren toplantılarda bile anlatılamıyor. Bir senedir hep birlikte kötü bir dizi senaryosu yaşıyoruz.

Terim’in konuşması sırasındaki ruh hali için neler söylersiniz?

Hoca kendisini yalnız hissediyor. Bir yıl önceki destek, artık yok. Sanırım toplumun, bürokrasinin, medyanın ve politikanın kendisinden uzaklaştığını düşünüyor olmalı. Muhtemelen bu hocanın başına ilk kez geliyor. Bu yaşta bu kariyerde yüzleşmesi kolay bir durum değil. Hoca anlatamamanın yanı sıra aslında durumu anlayamıyor da. Kontrolünden bu derece olayın çıkması, onu çok yormuş olmalı.

Uzun süredir bizi meşgul eden krizin asıl sebebinin prim olmadığını söyledi hoca. Peki söylediklerinden bir cevap çıkarabildiniz mi?

Yani hoca bir komplodan bahsediyor. Kuyusunun kazıldığını düşünüyor. Bu kadar muallakta kalması, hocanın bazı şeyleri hissediyor olmasından kaynaklanabilir. 

Terim, uçak olayından sonra Arda’yı kurtarma çabası içinde olduğunu belirtti ama ismini ağzına almadı. Tarafların içinde bulunduğu durum nasıl bir boyutta?

Fatih hoca bir saygısızlıkla karşılaştığını düşünüyor. Arda da samimiyetsizlikle... Yani bu korkunç tablodan çıkış, ağır yaralar almadan olmaz. Çok ciddi bir güven bunalımı var. Bunu söylenenler ve söylenenlerden anlamak için şahin olmaya da gerek yok. Milli takımın kaptanı ve teknik direktörü, defalarca birbirlerini doğru söylememekle suçluyorlar.

Arda’nın, Terim’in hemen ardından konuşması ve söyledikleri için ne söylersiniz?

Arda, hocanın birçok konuda doğruyu söylemediğini ısrarla vurguluyor, altını çiziyor. Prim konusu, yönetici Cengiz Zülfikaroğlu ile yaptığı konuşma, asıl önemlisi Hande Sümertaş ve Bülent Bayraktar’ın kampa dahil edilmeyeceği konusunda garanti verilmesiyle ilgili çok net açıklamaları var. Bunların hiçbirini medya istenmeden atmıyor, herkesin gözü önünde bunlar açıklanıyor.

Bu kriz altında milli takımdaki atmosfer nasıldır sizce?

Ben şahsen bu olup bitenden sıkıldım. Yoruldum ve ilgimi de kaybettim. Milli takıma ilgi duymamı Enes, Cengiz, Yusuf ve Berke gibi genç oyuncular sağlıyor. Bir taraftan da bu oyuncuların içine düştükleri bu dramatik atmosferden endişe ediyorum. Fatih hoca bu oyuncuları koruyarak, onları milli takımın değerli bir üyesi olmalarını sağlayarak, benim gibi tüm futbol kamuoyunu yeniden kazanabilir. Bunu umut ediyorum...

Terim ne demişti?

Kosova maçının ardından Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, yaşananlarla ilgili konuşmuş ve Arda Turan’ın ismini ağzına almayarak ‘oyuncu’ kelimesini kullanmıştı. Terim’in o konuşmasından dikkat çekenler ise şunlardı;

2016’da yaşanılan sadece prim meselesi değildi. Esas sebep o değil. Sadece bir araçtı. Biz toplandık, ‘Burak’a prim vermeyelim mi?’ dedik. Birçok şey yaşandı orada. Antrenmanlara geç
çıkıldı, fotoğraflara girilmedi.

Primin 150 bin Euro’dan, 650 bin Euro’ya kadar çıktığı doğru. Oyuncu (Arda), Burak Yılmaz’ın prim meselesinde yanıma geldi ve sesi biraz yükseldi. Ben de kısmasını söyledim. Kendisiyle ilgili bir şey talep etmedi.  

Bu olayı en çok kim eleştiriyorsa, bunun mimarı onlardır. Tek hedef ben değilim, TFF ve Yıldırım Demirören üzerinden burayı karıştırmak isteyenler var. Kimin kimlerin avukatlığına soyunduğuna, nelerle beslendiğine bakmak lazım.

Euro 2016’dan sonra kadroyu açıkladım, kıyamet koptu. Muhakkak oyuncular çok önemlidir, hiç itirazım yok ama bir yerde de ilkeler, disiplin çok önemlidir. Sonrasında içime sinmeyeni yaptım ama bir şans daha verdim.

Oyuncularımız tarafından, Fransa’da Türk televizyon ve basın mensuplarına bilgi sızdırıldığı suçlamaları oldu. Hande Sümertaş’ı yalnız mı zannettiler. Ekibimizde bilim adamı Prof. Bülent Bayraktar var. Onları size vereceğimizi mi zannettiniz?

Olay Bilal Meşe değil. Ben aldım uçağa gazetecileri. Oyuncuya da uygulamayı kendisine sormayız dedim. Kavgayı duymadım, zaten oyuncu sonrasında gülerek kokpite gitti, sorun yok sandım.

Oyuncuya (Arda’ya), ‘Bu yapılanın karşılığı kırmızı kart. Kırmızı kartı yedikten sonra sahada kalamazsın’ dedim. Gönderme kararı sonrası bir metin hazırladık. Bizim istediğimiz basın toplantısında bırakma kararı aldı. Yoksa oraya milli eşofmanla çıkamazdı.

Arda ne demişti?

Fatih Terim’in yaptığı basın toplantısının hemen sonrasında bu kez Arda Turan, NTV Spor canlı yayınına bağlanmış ve hakkında konuşulanlara cevap vermişti. Arda’nın sözlerinden ön plana çıkan bölümler ise şöyleydi;

Prim konusunda yönetici Cengiz Zülfikaroğlu ile tesadüfen Ahmet Bulut’la konuşurken görüştüm. Hoca bunu 3 ay içinde tutup bütün takım içinde onun arkasından konuştuğumu söyledi.

Bazı arkadaşlarım benimle beraber gelip bırakabileceğini söylediler. Konunun şahsiliğini söyledim. Hayatım boyunca her şeyi hocanın yüzüne söyledim. Hoca bana söylemek yerine basın toplantısında söyledi.

Bana aylar boyunca primci denilirken, kimse demedi ki; bu çocuk bizden para istemedi. Burak da bir gün para istemedi. Hatta, ‘Ölümü gör, benimle ilgili para sorarsan’ dedi. Ben de, ‘Tam bir dengeyi sağlayalım para zaten önemli değil’ dedim.

Çek maçı sonrası hoca beni tebrik bile etmedi. O bana ’oyuncu’ diyor. Fatih Terim’e çok teşekkür ediyorum. Bugün için de sonuna kadar tebrik ediyorum. Ama ben bıraktım. Beni de hiç kimse kullanmıyor.

Prim mevzularını hocamız söyledi. Ondan sonra bu polemiklerin içine çekildik. Hoca bir senedir ‘huzursuzluk’ diyor. İnsanlar şunu anlamalı. Hayatta en çok sevdiğim, uğruna en çok çalıştığım mücadele ettiğim şeyi 30 yaşında bıraktım.

Yaşanan süreçte bilgi sızdıranların takımdan gönderileceğine dair söz aldım. Ben ve takım arkadaşlarım yazılanları anlatmadı. Söylediğim şahıslarla (Bülent Bayraktar, Hande Sümertaş) ilgili söylediğim sözler var.

Artık milli takıma bir şeyler veremem. Milletvekilimiz Saffet Sancaklı mecliste benim için ’Sen kimsin’ demiş. Tamam, sorumlu benim. 2016’da hoca suçu oyunculara atmadı mı? Sorumluluk varsa benim. Benim de hakkım herkese helal.