Taktik savaşını Kocaman kazandı

 

Yazarımız Tunç Kayacı, Ziraat Türkiye Kupası finalini yorumladı.

Kupa finali biraz sıkıntılı başladı Eskişehir’de. Öncelikle maçın hakemi Fırat Aydınus ile Emre Belezoğlu arasındaki diyalog kabak tadı verir cinstendi. Bir hakem her pozisyonda izahat vermeye mecbur mu! Hem oyun duruyor hem de hoş bir görüntü değil hakem otoritesi açısından.

Tribünlere gelince... İyi ki bu ülkede olağanüstü hal var. Kardeşim bu kadar başıbozukluğa nasıl bir güvenlik önlemi olmaz, anlaşılır gibi değil! Maç oynanırken saha içinden taraftarlar başka bir tribüne alınıyor ve bu nedenle maç duruyor. İlk yarıya 6 dakika eklendi ama bu süre en az 10 dakika olmalıydı.

Kayıp bir ilk yarı

Diyebilirsiniz ki; ‘kardeşim maçı yorumlasana’. Bana göre ilk yarının yorumu 0-0’lık skor gibi futbol adına da sıfırdı. Birisi geçen sezonu 3. bitirmiş, diğeri bu sezonun 2.’si olan iki takımın finalde oynadıkları futbol bu olmamalıydı. Sahada oynamak isteyen taraf Başakşehir’di, oynatmak istemeyen de Konyaspor. Kim başarılıderseniz tabii ki Konyaspor oldu.

Başakşehir ise rakibin savunma anlayışını çözmekte sınıfta kaldı. Oysa Abdullah Avcı’nın elindeki enstrümanlar kalite olarak rakibin defansif anlayışını bozacak güçte olsa da, sahaya yansıyan görüntü yetersiz kaldı...

Duvar delindi, gol gelmedi

İkinci yarı Başakşehir, Konyaspor duvarını delmeyi başardı ancak aradığı golü bulamadı. Konyaspor adına Ömer Ali’nin orta şut karışımı direkten geri gelen topu haricinde bir şey göremedik. Şunu söyleyebiliriz; bu bir taktik seçim ve saygı duyalım. Ama futbol izleyicisi olarak zaman zaman 40 metrelik mesafeye inen bu anlayışın pozisyon zenginliğini de yanında taşımasını isterdik. Aslında finalin ikinci yarısını Şırnak’tan gelen acı haberle çok da konsantre izledim dersem yalan olur. 13 şehit verdiğimiz bir gecede neyin yorumunu yapacaksınız, her şey boş...

Sonunu bir şekilde getirmek gerekirse; Konyaspor 120 dakika eşitliği bozulmayan finalde penaltılarla zafere uzandı ve tarihinde ilk kez Türkiye Kupası’nı kazandı.