Adamlık dersi!

 

Gazetemizin yazarlarından Zafer Büyükavcı, sporda yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.

Küçücüktük, ilkokula gidiyorduk. Öğretmenim, haftanın 3 günü aynı hikayeyi anlatırdı bize... Matematik kadar, Türkçe kadar, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kadar yer ayırırdı bu hihayeye... Büyük bir keyifle dinlerdik, küçücük aklımızla belki ders çıkartmazdık o zamanlar... Ama günü geldi işte o hikayenin...

Fakir bir Anadolu köylüsü...
Yoksulluk kırıp geçiriyor herkesi... Okuyamamış, çünkü okul da azmış o zamanlar, kitap alacak parası da yokmuş babasının...
‘Ah’ etmiş, “Bir oğlum olsun, okutup adam edeceğim” diye...
Allah ilk dileğini gerçekleştirmiş, nurtopu gibi bir oğlu olmuş.
Bir öğün az yemiş, bir gömlekle bir yılını geçirmiş, okutmuş oğlunu...
İlkokul sonrası yatılı okul... Gitmiş çocuk, köydeki yokluk canına tak etmiş zaten, işte o azimle okumuş da okumuş.
Ortaokul, lise, üniversite derken... Vali olmuş çiftçinin oğlu...
Yamalı çorap, bir çift pantalon-gömlekle çıktığı köyüne; makam arabası, şoförü ve jilet gibi takım elbisesiyle dönmüş.
Köyde büyük bir şölen, karşılama...
İhtiyar çiftçi gururlu, yıllar önce ettiği yemini gerçekleşmiş.
İlk gün bütün köy ahalisi ile birlikte geçmiş; oğlu anlattıkça anlatıyor, ama hep ‘ben’ diyormuş.
İlk başta biraz sıkılmış canı, ama “Olsun” demiş, hakkıdır sonuçta koskoca validir oğlu...
Ertesi gün aynı, bir sonraki gün yine aynı...
Oğlunun ukalâ tavırları sürmektedir. Ve bir ders vermek ister artık ihtiyar köylü...
Binbir zorlukla ikna eder oğlunu, tarlaya götürür.
Tarladaki alet-edavata, uzaydan gelmiş cisimler gibi bakmaktadır vali oğlu...
Tırmığı gösterir babasına, “Baba bu nedir?”
Oysa ki bebek yaşta o kadar çok çalışmıştır ki o tırmıkla!
İhtiyar köylü, “Oğlum ucuna bas, ne olacağını hatırlayacaksın” der.
Oğlu basar tırmığın ucuna ve birden sapı edep yerine çarpar. Canı o kadar acımıştır ki vali oğlunun, işte o can havliyle basar küfürü;
“Ulan a.... k..... tırmığı...”
Ve ihtiyar köylü, vali oğluna hayatının dersini verir o an:
“Bak oğlum, nasıl da hatırladın tırmığı... Sen doğduğunda ben ‘Okutup adam edeceğim’ diye ant içmiştim. Okudun, vali oldun ama adam olmak için daha çok ders alman gerek.”

Küçücüktük bu hikayeyi dinlerken...
Gazeteci olduk, doktor olduk, avukat olduk, polis olduk, mühendis olduk, futbolcu olduk...
Adam olabildik mi?
Onu anlamak için işte o tırmık ve o tırmığın sapıyla gerçek bir ders şart!

Hayat böyledir...
Her şey olabilirsin ama, adamlık başka bir şeydir işte!

(NOT: Arda Turan olayını ‘es’ geçtiğimi düşünmeyin! Fakat 30 Ağustos 2016’da ‘Arda Turan’ başlığıyla bu satırlarda yazmışız çok şeyi... Yenisine gerek yok yani! Yazı internet sitemizde mevcuttur.
Yeni sezonda görüşmek üzere...)