Hiç de fena değil

 

Hasan Ali zorluklardan sağ bekte, İsmail zorunlu tercih olarak sol bekte oynuyor. Volkan Şen’in devamlılığı yok, final özürlü üstelik. Misal, 56 ve85. dakikalardaki tercihleriyle heba ettiği 2 pozisyon var ki, o futbolcuya Fenerbahçe formasının giydirmek en hafif deyimiyle sorumsuzluktur. 

Sezonun son maçı ve rakip haftalar önce lige veda etmiş. Taraftarınsa sezonun tamamında sana (nedeni ne olursa olsun) sırtını dönmüş. Açıkçası kolay değil böylesi bir psikolojiyle böyle maçları oynamak.

Tabii başka sorunları da var sarı lacivertli takımın. Misal, Hasan Ali zorluklardan sağ bekte, İsmail zorunlu tercih olarak sol bekte oynuyor. Volkan Şen’in devamlılığı yok, final özürlü üstelik. Misal, 56 ve85. dakikalardaki tercihleriyle heba ettiği 2 pozisyon var ki, o futbolcuya Fenerbahçe formasının giydirmek en hafif deyimiyle sorumsuzluktur. 

Lens’se eski lens değil maalesef. Disiplinsiz, bir var bir yok, bazen de umarsız uzun zamandır. 48 ve 61’de lakaytça kaptırdığı toplar az kalsın göle dönüşüyordu rakip adına.  Ve ne yazık ki, koca Fenerbahçe rakip kaleye gitmek adına bu Lens’e muhtaç işte. Varın problemin boyutunu siz düşünün artık. Nitekim, Advocaat bile daha fazla dayanamadı bu oyun anlayışına ve 64’te yedek kulübesine çekti vatandaşını.

Dünkü maçta dikkatimi çeken bir diğer konu ise ikinci yarıda oyundan alınana kadar sadece 2 kez Musa Sow adının geçmesiydi. Üzerinde durulması gereken bir durum bu. Sow tükenmiş mi yoksa pas mı alamıyor acaba?

Emenike’nin attığı gol çok şık görünse de tercihi doğru değil. O top rakibe değmese göle dönüşmezdi büyük ihtimalle. Oysa topa vurmadan önce hem sağında hem de solunda demarke iki arkadaşı vardı. Takım ruhuna da, Fenerbahçe’de oynamak sorumluluğuna da aykırı böylesi.

Siz ne düşünüyorsunuz bilemem ama sezonun tamamında oynadığı oyunu göz önünde bulundurursak ligi 3.’üncü bitirmek hiçte fena değil Fenerbahçe adına bana sorarsanız.